• Dağ pırasası: Çiriş

    Üç yıl önce, semt pazarında benimle aynı tezgaha dikkatlice bakan bir kadın; ‘yılda bir kere çiriş yersen, hastalıktan yılboyu kurtulursun’ demişti. Sivas’lı olduğunu, baktığımız çirişin memleketinden toplandığını ekledi. Çiriş sevenlerin çok olduğunu açıklayıp almak için elimi çabuk tutmamı önerdi. O zamandan bu yana önerisini dinliyorum.

    Çirişi ilk defa Datça’da, Alper ve beni yenebilir yabani ot toplama yürüyüşüne çıkaran Meray’dan duydum. O sırada bize gösterdiği beyaz çiçekli, boylu bir bitkiyi işaret ederek, rahatsızlandığı bir sırada çirişin kökünü çıkarıp ezdiğini, ağrıyan yerine sürüp rahatladığını anlatmıştı. Tedavi amaçlı kullanımının yanısıra yenebilen bir bitki olduğunu semt pazarımızda görünce öğrendim. Pazarlara nisan ayında geliyor ve sadece bir kaç hafta bulunabiliyor.

    Çiriş, zambakiller ailesinden bir bitki. Ülkemizde çeşitli türleri var. Meray’ın bize gösterdiği beyaz çiçekli Asphodelus türleri daha yaygın. Asphodeluslar alçak bölgelerde yetişiyorlar. Pazardan aldığımsa Eremurus spectabilis. Türkçe adıyla sarı zambak, dağ pırasası, gülük, gulik, sarı çiriş, yabani pırasa. Bu tür yüksek yerlerde yetişiyor. Asphodeluslara göre daha boyluca. Sarı çiçekleri uzaktan da olsa sığırkuyruğu bitkisinin çiçeklerini anımsatıyor. Kar erimeye başlayınca ortaya çıkan ilk sürgünler toplanıyor ve pazarlarda satılıyor. Ancak tarla sahipleri ve meracılar tarafından istilacı tür olarak biliyor ve mücadelesi yapılıyor.

    Çirişin köklerinden de ayakkabılılık sektöründe kullanılan bir tür tutkal yapılıyor. Bu kullanım alanının günümüzde çok daralmış olduğunu bilmem yazmama gerek var mı? Dr. Fatma Güngör’ün Erzincan Belediyesi web sayfasındaki bir yazısında Tercan’da çirişten tutkal yapımı amacıyla bir değirmen kurulduğu belirtiliyor. Ottoman Shoes ise yaptıkları çarıkların taban astarında kil ve çiriş kullandıklarını yazıyor. Tijen İnaltong da, ‘Bir Ot Masalı’ adlı kitabında Osmaniye’de çirişin kökünden özel bir kap yapıldığından bahsediyor. Hızman adı verilen bu kapta, tereyağı ve bal gibi yiyecekler saklanıyor.

    Şimdi sıra bahsi geçen değirmeni bulmak, hızman hala yapılıyor mu araştırmak, çarık yapımını izlemek, çirişi doğal ortamında fotoğraflamakta…

    Kaynaklar:

    Prof. Dr. Turhan Baytop’un Türkçe Bitki Adları Sözlüğü kitabı (TDK Yayınları, 2007)

    Tişen İnaltong’un Bir Ot Masalı kitabı (İletişim Yayınları, 2003)

    Mutfak Dostları Derneği’nin Yurdumun Yenilebilir Otları kitabı

    Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Türkiye’nin Çayır ve Mera Bitkileri kitabı (2008)

    Dağılım haritası için: http://turkherb.ibu.edu.tr/index.php?sayfa=1&tax_id=8840

    Geleneksel Osmanlı Çarıkları web sayfası: http://ottomanshoes.com/shops/

    Çirişi kültüre alma çalışmaları yürüten Dr. Fatma Güngör’ün yazısı: http://www.erzincanbk.gov.tr/cirisbilgi.htm

    Fotoğraf: Burcu Meltem Arık, Mart 2010

3 Responsesso far.

  1. derya dedi ki:

    cok enteresan, hic duymamistim cirisi simdi senden ogrendim burcucum, annem de cok meraklidir boyle sifali bitkilere ve ne ise yaradiklarina, ona ileticem bu bilgiyi!

  2. Hakan Sözen dedi ki:

    Selam Burcu,
    Bu bitkinin diğer bir adıda Ispıt olabilir mi?

    Çok selamlar 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir