• Fil kulaklı yaşayan fosil: Ginko!

    Kuş gözlemciliği sayesinde tanıştığım biyolog arkadaşım Özge, bir gün defterinin arasında sarı renkli ginko yapraklarıyla geldi. ‘Bunlar, yaşayan bir fosilin yaprakları. Yaşayan fosil olmak ne demek düşünebiliyor musun?’ diyerek beni, ginko göstermek üzere üniversitesinin kampüsüne götürdü. Böylece, -bundan on iki yıl önce- bir yaşayan fosille tanışmış oldum.

    Özge’nin ginkoları gösterdiği anı ve yeri çok net hatırlıyorum. İnce fitilli kadife hissi veren yapraklarının yeşil olduğu bir mevsimdi. Ağaç, insanın içini açan bir yeşile bürünmüştü. Gövdesi pürüzsüzdü. Tohumları da yeşil ve misketten biraz daha büyüktü. İki ağaçtan biri dişi biri erkekti. Ben hayranlıkla ginkonun yapraklarına dokunurken Özge de bana bu özel ağacın yaşam öyküsünü anlatmıştı. Ginko, fil kulaklı yaşayan fosil…

    Ginkoya yaşayan fosil denmesinin sebebi, pek fazla değişmeden varlığını yaklaşık 270 milyon yıldır sürdürüyor olması. Bulunan fosiller günümüzdeki ginkoyla çok yakın ilişkilendiriliyor. Dinozorları ve buzul çağını atlatan ginkolara yakın ya da benzer bir başka ağaç yok. Çok eski dönemlerde dünya üzerinde bir hayli geniş bir alanı kaplarken giderek azalmış. 1691’de Alman biliminsanı Kaempfer Japonya’da ginkonun varlığını keşfedinceye kadar bu güzelim ağacın soyu tükenmiş olarak kabul ediliyordu. Kadim ginkonun yalnızlığını ve şahit olduğu olayları düşünebiliyor musunuz?

    Size önerim her bahar bir ginko ağacını ziyaret etmeniz. İlkbaharda yeşil yapraklarının gelişimini izleyin, sonbaharda ise dökülen sapsarı yapraklarını toplayın.  Bana kalırsa bir de bu yaprakların üzerine yatın, kucak dolusu alıp havaya atın. İstanbul’a yolunuz düşerse 1855 yılında dikilmiş kocaman ginkoları görmek için Ihlamur Kasrına gidin. Ankara’da ise Meclis Parkına koşun.

    Ginkonun kendine has silüetine gözünüz bir defa alışırsa onu uzaktan kolayca tanıyabilirsiniz. Yaprakları, tek tek ve  özenle ama farklı yönlere bakacak şekilde yerleşmiş hissi verir. Bu yaprakların genel şeklini hissedersiniz. Dallarsa yukarı doğrudur.

    Çok güzel ginko fotoğraflarım vardı ancak onları bulamadım ve L’atelier de Betty’den ödünç aldım. Sevgili dostum Özge ise şimdi İngiltere’de ve onunla sohbetlerimizi çok özlüyorum. Özge’yle karayosunu ve iğde hikayelerimi de umarım denk gelir yazarım.

    Almanya’da bir ginko müzesi varmış.

    Goethe, bu ağaçtan bir hayli etkilenmiş. Ginkgo biloba adlı bir şiiri var 🙂

5 Responsesso far.

  1. beste dedi ki:

    keske siiri de koysaydiniz, siir gibi yaziyi tamamlardi. Acilen resimdeki gibi yapraklar bulup icinde yuvarlanmaliyim:)

  2. aerial dedi ki:

    İngilizce çevirileri pek de iyi değil. Almancasından iyi bir çeviri gerekiyor. Onu da ben yapamam 🙂 Ama şu bağlantıyı paylaşmayı isterim 🙂

    http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/b/b6/Goethe_Ginkgo_Biloba.jpg

    Goethe’nin orjinal şiiri

  3. beste dedi ki:

    cok hos el yazisi yanina yaprak ilistirilmis cok zarif gercek sevgi:)

  4. evren dedi ki:

    Mutfak penceresinden bakinca bir ginkgo agaci görüyorum 🙂 Hep tropik, sicak iklimlerin agaci oldugunu düsünürdüm, kara ikliminde yetistigini görmek sasirtmisti beni ilk basta. Istanbul’da, hele Ankara’da Meclis Parki’nda yetistigini ögrenmek de büyük sürpriz. Ama özellikle Ankara hakkinda bu türden sürprizlere alistim 🙂

    • aerial dedi ki:

      Meclis parkına uğrarsanız benden selam edin lütfen dostum ginkoya, çok sevinirim 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir